HABERLER


Tekfen Holding'den
iki önemli
etkinliğe deste
k

Tekfen Tower, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki iki önemli organizasyona ev sahipliği yaptı. Önce 2 Ekim günü GÜNDER tarafından organize edilen SOLARENA etkinliği ve ardından 12 Ekim günü SKD Türkiye tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim Toplantısı, Tekfen Holding’in desteğiyle Tekfen Tower’da gerçekleştirildi. Tekfen Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı Ali Nihat Gökyiğit de Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim Toplantısı’nda bir konuşma yaptı.


Tekfen Tower’da 2 Ekim 2018 tarihinde düzenlenen SOLARENA toplantısında Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü GÜNDER’in hazırladığı “Güneş Enerjisi Yol Haritası” kamuoyuyla paylaşıldı. Sektördeki fırsatlar, sorunlar ve darboğazların yanı sıra güneş enerjisi sektörünün sürdürülebilir büyümesinin sağlanması için izlenmesi gereken politikaların tartışıldığı etkinlikte üç ayrı panel düzenlendi. Toplantıya katılan uzmanlar, güneş enerjisinin yaygınlaşmasının yollarını tartıştılar.


İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin (SKD Türkiye) TÜSİAD ve Global Compact Türkiye işbirliğiyle 12 Ekim’de düzenlediği Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim Toplantısı’nın gündeminde ise SKD Türkiye tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Tarım İlkeleri İyi Uygulamalar Rehberi” vardı. Ulusal ve uluslararası şirketler ile kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda çevresel, sosyal ve ekonomik perspektiften sürdürülebilir tarım konusu işlendi.


Sürdürülebilirlik ve çevre konularında yaptığı ilham verici ve örnek çalışmalarıyla bilinen, TEMA ve ÇEDBİK’in Kurucu Onursal Başkanı ve Tekfen Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı Ali Nihat Gökyiğit de yaptığı konuşmada dünyadaki doğa ve ekosistemin uğradığı tahribata dikkat çekti. Çölleşme, su kıtlığı, iklim değişikliği ve gıda güvenliği gibi sorunların artık günümüzün bir gerçeği olduğunu belirten Gökyiğit, her yıl Belçika yüzölçümünün iki katı kadar doğal ormanın yok olduğuna dikkat çekti. Gökyiğit konuşmasında, kurucusu olduğu ANG Vakfı’nın sürdürülebilir tarım konusundaki çalışmaları ile endüstriyel ağaç tarımı yapan Endüstriyel Ağaç Tarımı A.Ş.’nin (ENAT) yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Ali Nihat Gökyiğit'in Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim Etkinliği'nde yaptığı konuşma

Değerli katılımcılar,


Sürdürülebilir tarım toplantımıza hoş geldiniz derken, kısa konuşmamda konuyu çevresel perspektiften ele alacağımı belirterek söze başlamak isterim.


Bilindiği gibi, geçen asrın ortalarından beri dünyamız artarak devam eden bir doğa tahribine maruz kalmakta. Başta toprak, su, hava, yeşil örtü ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal varlıklar, artım ve yenilenmelerinden daha hızlı kirletilmeye, tüketilmeye ve tahrip olmaya başlandı.


Doğa ve ekosistemin tahribi yanında, hızlı nüfus artışı ve gelişmiş ülkelerdeki aşırı tüketim ve israfın da yol açtığı bu tükeniş yüzünden, dünyamıza dert yağmakta. Çölleşme, su sancısı, iklim değişikliği ve gıda güvenliği telaşı gibi sorunlar artık bir senaryo değil, bir realite olarak yaşanmaya başlandı.


TEMA Vakfı olarak 25 yıldan beri bu sorunlar hakkında halkımızı bilinçlendirerek, çareleri için örnek projeler uygulamaktayız. Ayrıca kurduğum ANG Vakfı ile sürdürülebilir tarım odaklı şu konular üzerinde yoğunlaştık:

1) Yoksulluk ve çaresizliğin de doğa üzerinde baskı yaratması sebebiyle çevre dostu kırsal kalkınma projeleri,

2) Ekosistemi dengede tutan biyolojik çeşitliliği tanıma, tanıtma ve korumada görev alan botanik bahçelerini geliştirme,

3) Saf arı ırklarının tanımlanma, seleksiyon ve ıslah çalışmaları ile damızlık ana arı üretimi ve eğitimi,

4) Doğal ormanlardaki baskıyı azaltma yolunda bir örnek ağaç tarımı projesini harekete geçirme.


Bunlardan, endüstriyel orman plantasyonu da denilen ağaç tarımı projesini açmak isterim. Bu projede olduğu gibi yakın ilişkileri sebebiyle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın aynı çatı altına alınmasının çok isabetli olduğunu bu vesile ile belirtmeliyim.

Hızla artan dünya nüfusu, odun ihtiyacını büyük çapta yüzlerce asırda oluşan ve ekosistemi yaşatan doğal ormanlardan almakta. FAO 2015 yılı kayıtlarına göre her yıl ortalama 6,5 milyon hektar, yani Belçika yüzölçümünün iki katı kadar doğal orman, dünyamızı terk ediyor.


İlk çağlarda insanoğlu, gıda dahil bütün ihtiyaçlarını temin ettiği ormana ulaşımı zorlaşınca, yabani hayvanları evcilleştirmeye ve yabani bitkilerin tarımını yapmaya yönelmiştir. Ancak son asra kadar çok kısa ömründe, odun ihtiyacını uzun yıllar alan tarımla yetiştirmek hiç aklına gelmedi. Yakın çağlarda, kavak gibi hızlı yetişen cinslerin aile bazında üretimi, artan ihtiyacı karşılamaktan uzak kalmıştır. Geçen asırda büyüyen küresel odun ihtiyacını endüstriyel ağaç tarımı ile karşılamak gereği doğmuştur.


Dünyadaki orman alanlarının sadece %5’ini oluşturan ağaç tarımı, odun hammaddesinin %35’ini karşılamaya başlamıştır. Bu plantasyonlardan, ormana kıyasla ortalama dörtte bir idare müddetinde, dört kat hacimde ürün alınabilmektedir. Bu derece verimli ve doğa dostu üretimde, Orman Bakanlığı ile işbirliği yaparak öncülük etmeyi ihmal edemezdik. Bu sektörde başarılı ülkeler girişimcileri ile 2003’te konferans düzenledik. Başkanlığımda, Orman Bakanlığı’ndan bir, üniversitelerden iki temsilci ile izleme komitesi teşkil ettik. Çeşitli uzmanlık alanında 9 çalıştay düzenledik. Projenin teknik çalışmaları ve şirket hazırlığı tamamlanmış oldu.


Sosyal sorumluluk alanında da olsa, uzun vadede gelir beklenen bir yatırıma ortak bulmak kolay olmadı. Ama 2005 yılında kısa adı ENAT olan şirketi faaliyete geçirebildik. Her yıl ortalama 120 hektar dikim alanı ve 220.000 fidan ilave ederek plantasyona devam ediyoruz. Sahaların bir kısmını verim kaybetmiş tarım alanları, büyük kısmını da Bakanlık’ça tahsis edilen, bozuk orman alanları teşkil etmektedir. Bursa Karacabey’de başlayan ve Çanakkale’de devam eden çam fidanı dikimi 2 milyon adede ulaşmış bulunuyor. 2020’de başlayacak olan proje döngüsüne göre, her yıl 15 yaşına gelen sahada hasıla kesimi yapılacak ve boşalan saha aynı yıl yeniden ağaçlandırılacaktır.


Çevresel kazanımı yanında, dışa bağımlı olmadan yerli ve milli odun hammaddesi üretimini mümkün kılacak olan ENAT modeli ağaç tarımının örnek alınarak genişletilmesi dileği ile sözlerime son verirken, böyle bir konuda, bize ev sahipliği fırsatı veren toplantıyı düzenleyenlere ve değerli katkılarınız için hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım.